• Murat Gençoğulları

BM Güvenlik Kon-şeyi

Türkiye’nin aylardan beri #BM Güvenlik Konseyinde boşalacak koltuk için verdiği mücadele, ne yazık ki sonuç vermedi. 193 ülkenin temsil edildiği BM Genel Kurulundaki oylama beklemediğimiz bir şekilde sonuçlandı. Oysa Türk diplomasisi, prestijli konsey üyeliğini elde etmek için gerçekten olağanüstü bir performans gösterdi. Bunun için dünyanın en ücra köşelerine gidildi. 11.Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'ün ağırlamadığı devlet reisi kalmadı. #TİKA (Türkiye İşbirliği Kalkınma Ajansı) Afrika ve Doğu Asya'ya birçok hizmetler götürdü. THY birçok başkente uçuşlar açtı. Bu ve benzeri çalışmalar 2009–2010 dönemindeki BM Güvenlik Konseyi üyeliği içinde yapılmıştı. O dönem üyeliğe seçilmemiz noktasında "Hakan Fidan" 151 oyla önemli bir iş başarmıştı. Türkiye, oylamada “Batı Avrupa ve Diğerleri” adını taşıyan bir gruba dâhildi. Bu kez bu grupta üç aday vardı; Yeni Zelanda, İspanya ve Türkiye. İlk turda Yeni Zelanda rahatça seçildi. Türkiye ve İspanya ise gerekli üçte iki çoğunluğu alamayınca son tura kaldılar. Sonuçta İspanya 132 oyla seçildi. Türkiye birinci oylamada 109, ikinci oylamada 73, üçüncü oylamada ise 60 oy alabildi. 2008’de Türkiye'nin rakipleri Avusturya ve İzlanda’ydı. Bu ayın başlarında #ABD'de yayımlanan Küresel İnsani Yardım Raporunda (GHA) Türkiye’den övgüyle söz ediliyor. Çünkü Türkiye dünyada milli gelir bazında, insani yardım için en çok para veren 4. ülke. Nitekim geçen yıl bağışladığı meblağ 1 milyar 600 milyon doları buluyor. Böylece Türkiye, ABD (4,7 milyar dolar), AB (1,9 milyar dolar) ve İngiltere’den (1,8 milyar dolar) sonra, yeryüzündeki en “bonkör” ülkeler arasında yer alıyor. Hükumet uluslararası platformda etkinliğini artırmak için, dış yardımı da bir enstrüman olarak kullanıyor. İnsani Kuruluşlar her fırsatta Ankara’nın, Asya ve Afrika ülkelerine yardım elini uzatmasını bir örnek olarak gösterdiler. Buna rağmen siyasi etkenler ve lobi faaliyetleri ikinci kez vizeyi almamızı engelledi.

Peki, ne oldu? Peki, Türkiye’nin önünü kim kesti dersiniz? Tabii ki Müslüman Kardeşler örgütünü terörist ilan eden Mısır, Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri. Müslüman ülkeler sanıldığı gibi Türkiye için değil, tam tersi olarak aleyhinde çalıştılar. Oylamada hiç kuşkusuz siyasi faktörün önemli payı var. 2008 yılı Türk dış politikasının parlak bir dönemiydi. Oysa son zamanlarda Türkiye Ortadoğu’daki birçok dostunu kaybetti. Gezi olayları ile Batının Türkiye algısı değişti. Batı’daki etkinliği de zayıfladı. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın geçen ay BM Genel Kurulu’ndaki sert çıkışları özellikle konseyin daimi üyelerinin hiç hoşuna gitmedi. Suriye hükümetinin devrilmesine yönelik ısrarımız, Rusya ve İran gibi ülkeleri de etkilemiş görünüyor. Bundan beş-altı sene evvel Ermenistan dâhil tüm komşularımız ile diyalog kurarak diplomasimiz ile zirve yapmıştık. Hamas ile İsrail arasında arabuluculuk dahi yapmıştık. Bugün ise Suriye, Mısır ve İsrail’de büyükelçimizin bulunmadığı bir dönemi yaşıyoruz.

BM, Güvenlik Konseyi’nden ibaret bir teşkilat değildir. Türkiye bu teşkilatın kurucu 51 üyesinden biri. 70 yıldır teşkilatta. Bu 70 yıl içinde Türkiye, BM’de ne yaptı? En kıytırık ülkeler bile BM Genel Sekreterliği görevini üstlendiler. 70 yıl 70 başkan. Türkiye bir kez bile asamble başkanı olamadı. Her yıl yeniden kurulan 6 komisyon vardır. Türkiye 1 kez bile bu komisyonlardan birine, ne başkan ne de üye olmadı. Hadi onlar olmadı. BM’nin yan ve alt kuruluşları var. UNDP (Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı) var mesela. Oraya başkan olmak için de çalışmadık. Yani görüldüğü üzere, Türkiye BM'de pek aktif bir ülke gibi görünmüyor. Murat GENÇOĞULLARI

2 görüntüleme

© 2020 by                       - Tüm hakları saklıdır. www.muratgencogullari.com.tr  info@muratgencogullari.com.tr

beyazdetayturk.png